Zamana demir atmak
Cesur Yeni Dünya
Bakmak ve Görmek

::Zamana Demir Atmak


“All these years, all these memories, there was you. You pull me through the time

Bir şeyler eksiktir hayatımızda, yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Ara ara canlanır gelir hayatımıza, bir durgunluk çöker insana, hiçbir şey yapmak istemez. Öylece durur, düşünür…

Bazı şeyler vardır hayatta. Yeri boş kalmamalıdır. Yerini dolduracak bir şey varsa, o da eskisini hatırlatmamalıdır. İnsan yaşadığı andan memnun değilse, mutlu olamıyorsa ve sürekli ama sürekli o geçmişindeki güzel anlar karşısına çıkıyorsa, o günlerin eline su dökemiyordur yaşadığı anlar. Geçmiş de insana hep güzel anılarla gelir. Kötüyü hatırlamak istemez insan ama o güzel anılar da insana acı verir. Çünkü bitmiştir, çünkü tekrarlanmayacaktır.

“Tüm bu yıllar, tüm bu anılar, hepsinde sen vardın. Zamanın içine sen çektin beni.”

Bazıları için geçmişten demir alıp yaşantısına devam etmek çok zordur. Çünkü tüm hayatını biriyle anlamlandırmıştır, mutluluk onunla mutluluk olmuş, üzüntü onunla yerini mutluluğa vermiştir. Hayatın her noktasında, yaşadığı yerin her adımında bir izi vardır ve kaybedince onu, tüm bağları kopmuştur hayattan.

“Tüm bu yıllar, tüm bu anılar, hepsinde sen vardın.”

23.12.10

::Cesur Yeni Dünya

Değişim kaçınılmaz. Her gün farklı bir yenilik giriyor yaşantımıza ama önemli olan değişimin hangi yönde ilerlediği, iyiye mi yoksa kötüye mi?

Sanırım biraz muhafazakârlık var yapımda. Yıllar önce, lise zamanlarımda bir ayrımın temelleri atılıyordu. Yavaş yavaş sosyal ilişkiler zayıflıyor, her şey sanal olmaya, yalanlaşmaya başlıyordu. MSN, arından MySpace ve ardından facebook…

Eskiden telefon veya internet sadece küçük bir ulaşım aracıydı benim için. Dostluklar, arkadaşlıklar yüz yüze olurdu. Sohbetler karşılıklı olurdu, sıcak bir çay veya kahve ile.

Şu an duygularımızı sararmış suratlı bir örgüt ele geçirdi. Tüm duygular tek bir kalıba sokulmuş oldu. Herkes artık aynı şekilde gülüyor, aynı şekilde üzülüyor, aynı şekilde kahkaha atıyor. Hepsini duygularımızı ifade için kullandığımız sarı yüzlere bıraktık. Tekdüze insan olma yolunda ilerler olduk.

Çok fazla kitap okuyamıyorum eskisi gibi ama şu söz aklımdan çıkmaz. Cezmi Ersöz bir kitabında der ki : “Mutluydum, evet… Ama “mutluluk” kelimesi kadar basit ve dar değildi hissettiklerim. “

Beraber yapılası her şey sanal ortama taşındı. Birbirine sanal içeçek ısmarlama, sanal çiçek gönderme, sanal hediye alma, sanal öpücük… Sanal dünyanın sanal insanları olduk. Unuttuk birbirimizi, her şey sıradanlaşmaya, anlamsızlaşmaya başladı.

 

::Bakmak ve Görmek


Değerli bir abim şöyle der : “Ben kuş fotoğrafı çekmeden önce tüm kuşlar benim için serçeydi.” Düşünüyorum da ne kadar da güzel söylemiş.

Fotoğraf bana bu bakışı verdi. Doğduğumdan beri vardır kelebekler, uçuşurlar ama fotoğraf çekene kadar hiç bilmezdim onların güzelliklerini. Bakışı değişiyor insanın, güzel bakınca güzel görüyor. Her birinin bambaşka yapısı olduğunu, üstüne üstlük hepsinin kendine özgü bir adı olduğunu duyunca çok şaşırmıştım. O güne kadar tek bildiğim bir günlük ömrü vardır sözünden başka bir şey değildi. Ama yaklaştıkça, onların hayatına misafir oldukça, o samimi hayata konuk oldukça baş döndürücü güzellikten kendimi alamamıştım. Onlarla zaman harcamak mutluluk verirdi bana…

İlginçtir, saksağan çok yaygın bir tür olmasına rağmen, her yerde olmasına rağmen hiç görmediğim türlerdenmiş. Varsa yoksa serçe, güvercin, karga, martı. Başka bir şey yoktu literatürümde. İlk kuş fotoğrafçılığına başladığımda saksağanı gördüğümde büyülenmiştim. Ne ilginçtir, sürekli etrafımda olan, her yerde olan bu kuşu görmemişim. Kuş fotoğrafı çekmiş olmam da yine bakışımı tamamıyla değiştirmişti. O kadar çok tür varmış ki. Hepsi de ayrı bir güzel. Onları gözlemlemek kadar keyif aldığım bir şey yok sanırım. Zannetmiyorum çoğu arkadaşım değmez sabahın 6 sında beni kaldırmaya. Ama kuş çekmek için sabahın altısında evden çıktığımı ve bütün günü onlarla harcadığımı bilirim. Kızmasın da arkadaşlarım kendileri için böyle bir kıyas yaptığıma ama çoğu o kadar değişti ki, sanal alemin sanal insanları olup çıktılar.

Sürekli içinde olduğumuz şey bize çok sıradan geliyor, her ne kadar güzel olsa da onun güzelliğini göremiyoruz. Farklı bir gözle bakamıyoruz, hep aynı, gördüğümüz manzara… Çok fazla sevmiş olmama rağmen, cennetim, evim dememe rağmen Büyükçekmece den bir elin parmağını geçmeyecek fotoğrafım vardır. Hep uzaklara gitmek istemişimdir fotoğraflamak için. Yanımdaki güzeli görememişimdir.

Özetle fotoğrafın bana kattığı en büyük şey budur. Bakıp da göremediğim güzellikleri görme fırsatım oldu. Olaylara, durumlara bakışım değişti. Estetik, güzellik anlayışım yeniden oluştu.

Nasıl bakarsanız, öyle görürsünüz. Bir şeyin içindeki güzeli görmek isterseniz onu görürsünüz, kötüyü görmek isterseniz de onu kötü görürsünüz. Referans her zaman sizin yüklediğiniz anlamdan ibarettir.

 


Copyright © 2011 Volkan Donbaloğlu. Tüm hakları saklıdır.