Blog

Apple – Şebeke Dışsallığı ve Tüketiciyi Firmaya Hapsetme Stratejileri

  • 06 Nisan 2018
Apple – Şebeke Dışsallığı ve Tüketiciyi Firmaya Hapsetme Stratejileri

Bir cep telefonu almak size çocuğunuz olmıuş duygusunu nasıl verir ? Müşterileriniz üzerinde bu heyecanı ve bağlılığı nasıl yaratabilirsiniz?

Bu blog yazısında Apple’ın dolaylı şebeke dışsallığından ve müşteriyi firmaya hapsetmede kullandığı pazarlama  stratejilerinden bahseceğiz. 

Geçiş Maliyeti ve Yükü (?)

Özellikle mobil telefon ve bilgisayar sektöründe, müşterilerin farklı marka ürün veya aynı firmanın yeni ürününe geçme isteği sırasındaki en büyük çekingenliği, binlerce fotoğrafını, adres defterini, takvim kayıtlarını, mail ayarlarını ve uygulamaları tekrardan yükleme/ayarlama zorunluluğudur. 

Bu nedenle, farklı bir firmanın ürününü kullanan müşteriyi firmanıza çekebilmek, o alışkanlığı kırmak, bu sektördeki firmaların en çok çaba sarfetmesi gereken konulardan birisidir. Apple’ın geçiş yardımcısı ise rakip firmaların müşterilerini şebeke içinde hapsolmasını engelleyerek, müşterisini kendi şebekesine hapsetmektedir.

Bunu çok başarılı bir şekilde çözen Apple, yıllardır sunmuş olduğu geçiş yardımcısı (migration asistant) ile bu yükü tamamen sizden almakta ve tamamen farklı bir platformdan geçiş yapıyor olsanız dahi, tüm fotoğraflarınızı, adres defterinizi, yazışmalarınızı hatta iki platformda da bulunan ücretsiz uygulamaları dahi sizin yerinize yeni cihazınıza kurmaktadır. Yükseltme seçeneğinde ise sanki o telefon/bilgisayar sizin için özel üretilmiş hissi sunmaktadır. 

Müşteri Sadakati

Goldman Sachs’ın yapmış olduğu anket çalışması ise bize çok çarpıcı sonuçlar vermektedir.  Soldaki sonuçlar bize göstermektedir ki; eğer Apple dünyasına merhaba dediyseniz, farklı bir ürüne geçiş aklınıza gelmemekte, üstelik birden fazla Apple ürünü kullanıyorsanız bu oran çok daha üst seviyelere çıkmaktadır. 

Sağdaki sonuçlar ise rakip firmaların fiyatı ne oranda değiştirirse değiştirsin %21 lik bir kesimin Apple ürünlerinin fiyatına bakmadan kullanacaklarını dile getirmiş. Ciddi bir yüzde ise major bir fiyat indirimiyle ancak farklı bir ürüne geçiş yapabileceklerini aktarmıştır. 

Bu da bize Apple’ın müşterileri nasıl hapsettiğini ve müşteri sadakatinin ne kadar üst seviyede olduğunu göstermektedir. 

Servisler

 

Son 5 yılın faaliyet raporlarına baktığımızda, Apple’ın her geçen yıl sunmuş olduğu servislerden elde ettiği gelirin ciddi bir oranda arttığını ve ürünlerinden elde ettiği karın da üzerine çıktığını görünmektedir.

Apple’ın dolaylı şebeke dışsallığının kaynaklarından olan bu servisler ana hatlarıyla aşağıdaki gibidir.

    1. App Store
    2. iTunes
    3. iCloud
    4. Apple Music 
    5. Apple Pay

 

 

 

AppStore

 

Diğer platformların aksine, iOS ve MacOs işletim sistemleri kendi içine kapalıdır. Alternatifinin sunulmadığı bu durumda müşteri zaruri olarak App Store’u kullanmak durumundadır.

Peki mağazanızda istemediğiniz ürünü tutar mıydınız ?

2015 yılı yazılım güncellemeleri ile kullanıcı sözleşmesinde Apple yeniliğe gider ve artık siz işletim sisteminin sahibi değil kirayacısınısızdır. Siz sadece size sunulmuş olan çerçevedeki uygulamaları kullanabilirsiniz. 

Bu da, Spotify gibi rakiplerinin güncelleme isteklerinin neden geri çevrildiğinin veya sürecin zorlaştığının göstergesi olabilir. 

Soldaki istatistiğe de bakacak olursak, 2008 yazında 5bin uygulama ile yola adım adan App Store, günlük 40bin yeni uygulamaya merhaba demektedir. 2017 Ocak ayı itibariyle 2.2 milyon uygulamaya ev sahipliği yapan App Store, servis gelirinin en büyük kısmını buradan elde etmektedir.

iTunes

2003 yılında Online Müzik satımı konusunda bir çığır açan iTunes, öncü olmanın ezici üstünlüğü yıllar boyu sürdürmüştür.

Tüm müzik, film, uygulama, podcast, dizi ve eğitim arşivinizi tek bir çatı altında toplayıp, istediğiniz medyaya çok basit bir şekilde ulaşıp satın almanızı sağlayan bir platform kurarak müzik ve film sektöründe yeni bir kapı açmıştır.

2003 yılında 200bin parça ile hizmete giren iTunes Store, 2017 itibariyle bünyesinde 40 milyon şarkı, 2.2milyon uygulama, 25bin TV programı, 65bin film ve çok daha fazlasını barındırmaktadır.  

Aradığım her şeyi tek bir yerde bulabiliyorsam, farklı yerlere neden gideyim ?

2015 yılına geldiğimizde bu soruyu kendisine soran 800 milyon aktif kullanıcı bulunmaktadır. Bu kullanıcılar 2015 itibariyle 35 milyardan fazla şarkı, 1milyar HD kayıt, 100 milyardan fazla ise uygulama satın almışlardır. Apple’ın sadece geliştiricilerden (Developer) elde ettiği net gelir ise 2016 sonunda kümülatif 60 Milyar dolara ulaşmıştır. 

 

iCloud

Inovasyon ve yaklaşım farkıyla Apple, Steve Jobs’ın tabiriyle gökyüzündeki bir harddisk den çok daha fazlasını yapmıştır. 

Dropbox gibi sadece veri depolama yaklaşımının aksine tüm kişisel verileriniz eş zamanlı olarak tüm cihazlarınızda güncellenmektedir. Bu sayede satın aldığınız yeni üründe, kullanıcı adınızla giriş yaptığınızda sanki o ürün sizin için özel üretilmiş hissine kapılırsınız. Çünkü tüm kişisel bilgileriniz, tüm programlarınız karşınızdadır. Aynı zamanda cihazlarınız arasında fotoğraf, müzik paylaşma veya adres defteri ve takvim güncelleme derdiniz de yoktur. Bu nedenle iPhone’u olan bir kişinin ilk ve çoğu zaman tek tablet seçimi iPad’dir.

Ücretsiz 5GB ile size sevdirilen bu hizmet bir zaman size yetmeyecektir ve ekstra alanlar için ekstra ödeme yapmanız gerekecektir. Bunu da hiç sorgulamadan, sanki bir zorunlulukmuş gibi otomatik olarak yaparsınız. Çünkü aylık 2.99, 7.99 TL gibi bir ücret size sunulan bu rahatlıktan değerli değildir. Üyeliğiniz başladığında ise artık kapasitenizi düşürmek değil, ilerleyen yıllarda yavaş yavaş yükseltme zorunluluğu hissedersiniz. 

 

Bu başarının altında ne yatıyor ?

Apple’ın başarısının altında ne yatıyor ? Neden bu kadar çok kişi Apple’a tutku ile bağlı ?

1. İnsan merkezlilik !

2 yaşındaki bebekten 70 yaşındaki kişiye kadar herkesin rahat kullanımının sırrı, insan merkezli tasarımından ve yaklaşımından kaynaklı. Çalışanlarından: “Açıkçası bir bilgisayarın ‘dostane’ olabileceğini Steve’den öğrendik”

2. Sadelik

“Bir üründeki gereksiz bütün parçalardan kurtulmak istiyorsanız, o ürünün özünü derinden anlamalısınız.” (Steve Ive)

3. Inovasyon

“Geleceği öngörmenin en iyi yolu onu yaratmaktır” (Alan Kay)

4. Estetik

“Buna her gün baktığınızı düşünebiliyor musunuz? Önemsiz bir şey değil bu, düzgün yapmamız gereken bir şey.”, “Kasanın içindekilerin de olabildiğince güzel olmalarını istiyorum. İyi bir marangoz bir dolabın arkasında kalitesiz tahta kullanmaz, o taraf duvara dönük duracak ve kimse görmeyecek olsa bile.” (Steve Jobs)

5. Zevk ve Tutku Sahibi olmak

“Microsoft’un tek sorunu zevksiz olmaları, tamamen zevksizler,” (Steve Jobs)

6. Ekosistem

Apple dünyasına adım attığınız an, o dünyanın size sunulan meyveleri iTunes, App Store, iCloud geri çevrilmeyecek ürünlerden olacaktır.

Sonsuz

  • 16 Nisan 2017
Sonsuz

Umudum sonsuzdur
Uğraşım bitmez hiçbir zaman
Geliyor geçiyor hayat
Dönüyor durmuyor dünya
Geliyor geçiyor zaman
Dönüyor durmuyor dünya

Pena Müzik Evi

  • 16 Nisan 2017
Pena Müzik Evi

Ne kadar üzgün olduğumu kelimelerle anlatmam mümkün değil. Pena Müzik Evi, benim için dostluğun mekanıydı. Beşiktaş civarına ne zaman yolum düşse, olmazsa olmazım Cenk abime selam verip hal hatır sormaktır. Onun o sıcak, babacan yaklaşımı,o mükemmel muhabbeti beni her zaman kendisine çekerdi…

Bahçeşehir Üniversitesi’nde Final sınavlarından çıktıktan sonra ritüeli tamamlamak için mutlulukla girdim pasaja. Bazen de karıştırırım katını. Alt-üst iner çıkarım. Ama bu sefer yoktu yerinde o değerli mekan, o güzel anıların yaşandığı mekan.

Değişen müzik piyasası dolaylı olarak Cenk abimizi de etkilemişti…

Prophets of War

  • 25 Mart 2016
Prophets of War

Savaşmak, öldürmek, kaos bizim özümüzde var. Ne kadar gelişmiş de olsak, ne kadar bilimde ilerlesek de,ne kadar dindar olup barıştan söz etsek de, yıkmadan, öldürmeden yapamıyoruz.

Kimisi bunu “Demokrasi getiriyorum” etiketinde yapıyor, kimisi adına Cihad diyor, kimisi Yarama Bastılar diyor, kimisi ise barış getirmek için savaşıyorum diyor. Hepsi kendi davasında haklı, hepsi öldürmeyi kendisine bir hak biliyor.

Gözü hiçbir şeyi görmemek budur işte. Kimisi zevkle öldürüyor, çoluk çocuk demeden. Kimisi gencecik canına kıyıyor savaştığı uğurda. Kendisiyle birlikte nice masum canlar alıyor. Kimisinin de canı yanıyor,kayıpları yıkıyor hayatını ve tepkisini en sert şekilde gösteriyor.

Malesef, bu Kabil’den bu yana farklı varyasyonlara bürünmüş olsa da, hiç azalmadan devam etti ve bu şekilde de devam edecek. Duyarsızlaştık artık. Daha da duyarsız bir topluma doğru gidiyoruz. Henüz çocuk yaşta oynattığımız oyunlarla öldürmenin her türlüsünü zevkle öğretiyoruz.

George Orwell ile bitirelim,

Savaş,Barıştır; Özgürlük, Tutsaklıktır; Bilgisizlik,Güçtür

 

Volkan

Peak – The Brain Trainer

  • 29 Ocak 2016
Peak – The Brain Trainer

Şu sıralar vazgeçilmez uygulamalarım arasına giren çok güzel düşünülerek yazılmış harika bir oyun.

İçeriğinde hafıza, odaklanma,kişisel kabiliyetleri, duygusal ve dil gelişimi kategorilerinde bir çok uygulama var. Öncelikle kendinizle, daha sonra yaş grubunuz veya meslek grubunuzla, arkadaşlarınızla yarışabileceğiniz, doyurucu istatistikleriyle oyundaki gelişiminizi göreceğiniz,başlayınca elinizden düşmeyecek cinsten bir uygulama.

Şiddetle tavsiye edilir.

http://www.peak.net

Jose Saramago

  • 08 Ocak 2016
Jose Saramago

Her şey sarı kapaklı bir kitabın sayfasını aralamam ile başladı. Sayfalar birbirini kovalarken, hayatı çok farklı bir noktadan seyreder buldum kendimi. Sanki bir sır açığa çıkmıştı ve her şey bambaşka bir şekilde karşımda duruyordu.

Sözün gücünden çok fazla bahsetmiştim. Saramago da, kalemi çok güçlü olan yazarlardan bir tanesi. Kabil , Görmek, Körlük ve İsa’ya Göre İncil gibi kitaplarıyla tabir yerindeyse dünyayı sarsmıştır.

Milyonların hayatını temellendirdiği konulara balyoz etkisi yaratacak sözleriyle belli kesimlerden ciddi eleştiriler ve yasaklar almış olması şaşırtıcı değildir. Söyleyecek sözünüz olmadığı zaman, karşınızdakinin sözünü susturmaya çalışırsınız. Özellikle Kabil adlı kitabındaki maceralı zaman yolculuğunda, kelimesini değiştirmediği İncil alıntılarına  “katil Kabil” in ağzından aktardığı yorumlar ile Hristiyan inanç esaslarına göre kimin aslında kötü olduğunu müthiş bir dil ile aktarıyor.

2015 yılımın yazarı olan Saramago’yu sizlerinde seveceğini umarım.

Volgograd – Ocak 2016

The Book of Souls

  • 25 Kasım 2015
The Book of Souls

Belki annem ve babamdan çok Bruce’un sesini duydum derdi bir arkadaşım. Geriye dönüp baktığımda, yaklaşık 18 yıllık bir beraberliğim var Maiden ile. Bu sebeple olsa gerek, yeni albüm haberi aldığım gün çıkış tarihini iple çeker olmuştum.

Eski dost, Maiden’ın albümü çıktığında o bir hafta boyu kulağım sadece o harika melodiler ve muazzam vokal ile hayat buldu.

Müzik çok farklı bir şey. Çok sağlam bir dert ortağı, her türlü duygunuzu anlayan, her türlü duygunuzu hisseden bir dert ortağı.

Maiden’ı da dert ortağı olarak bilmek güzel bir duygu.

 

Kabil

  • 24 Kasım 2015
Kabil

Jose Saramago’nun okuduğum ikinci kitabı. Daha ilk sayfalarından kitaba bağlanıyorsunuz ve o ilgi, farklı bakış akışı kitabın sonuna kadar sürüyor.

Kitapta, İncil’de bahsi geçen eski hadiseleri çok farklı bir bakış açısında ele alıp, tüm o uluslara gelen felaketlerin aslında onların yaptığı hatalar dolayısıyla değil de, yaratıcının kibri ve merhametsizliğinden geldiğini öne sürmektedir. Bunu anlatırken de öyle kelimeler seçer ki, belli noktalarda itiraz edecek bir şey de bulamazsınız.

Neden bir çok ülkede de kitabın yasaklandığını umarım tahmin edebiliyorsunuz. Kitabın ilk 10 sayfasını okuduğunuzda da bunu gayet açık görebilirsiniz. İnsanoğlu, özellikle inançlarını zedeleyecek şeyleri karantinaya almak, hatta yok etmek ister.

İncil’i okuduktan sonra, bu kitabı da okumak gerekir. Özellikle tüm Hristiyan alemine hediye edilmiş bir kitap.

Volkan

Volgograd – Rusya

Seyyid Kutup

  • 17 Ağustos 2015
Seyyid Kutup

Eğer Allah kanunu ile mahkum edilmişsem ben Hakk’ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahküm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah’a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır.

Şehit Seyyid Kutup, benim güzide hocalarımdan birisidir. Kendisini kaybedeli neredeyse 50 yıl oluyor. Düşünceye karşı açılmış bir savaşta bedeni aramızdan ayrıldı. Her ne kadar engellemeye çalışsalar da düşüncelerini öldüremediler ve halen ilk gün gibi canlı ve canlılığından da hiçbir şey yitirmemiş durumda.

Düşünceye karşı açılmış bir savaş sonucu aramızdan ayrıldı, fakat bir an olsun davasından vaz geçmedi.

Daha önce dediğim gibi, Sözün gücü ! Bu nedenle olsa gerek, bir çok ülkede Düşünce Suçlularını dört duvar arasına atıp,karantinalı muamelesi yaparlar. Çünkü korkarlar. Çünkü ağzından çıkacak doğruların, kurduğu temeli yıkacağını bilirler. Düşüncesine engel olamazsınız fakat düşüncesinin toplum üzerinde etkisine engel olabilirsiniz.

Yazıklar olsun onlara ve onlar gibi düşünenlere ki bilemediler, doğrunun önünde hiçkimse duramaz !

Simyacı

  • 17 Ağustos 2015
Simyacı

“Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, Evrenin Ruhu’nda bu istek oluşur. Bu senin yeryüzündeki özel görevindir”

Kendi arzusuyla çobanlığı seçmiş bir kişinin kendi hazinesi bulma yolundaki hayat hikayesiyle karşı karşıyayız. Bu yolda öyle duraklar var ki, hepimiz için mükemmel dersler bulunmakta.

Harika bir hayat hikayesi. Satırların nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız.

Mutlaka okunması gereken bir başyapıt !